TPD İstanbul Şubesi Güz Dönemi Eğitim Etkinlikleri

 

 

 

BİPOLAR BOZUKLUKTA ÖNLEME

 

 

Sibel Çakır

 

E. Timuçin ORAL

 

 

6  Şubat 2018 Salı

 

19:00-21:00

 

 

Başvuru: tpdistanbul@yahoo.com

 

 

YER: Türkiye Psikiyatri Derneği İstanbul Şubesi 

 

Meşrûtiyet mah. Halaskargazi cad. No:128 K:1 Şişli istanbul  

(Site katlı otopark karşısı, Kütahya Porselen yanı)

 

 

Not : Katılım 50 kişi ile sınırlandırılmıştır.Lütfen kayıt yaptırınız.

Türkiye Psikiyatri Derneği üyelerine ücretsiz olup kayıtta öncelik verilecektir.

 

 

 

 

*TPD İstanbul şubesinin eğitimlerini internet sitemizden (tpdistanbul.psikiyatri.org.tr )

 ya da http://www.psikiyatritoplantilari.com adresinden takip edebilirsiniz 

 

*  TPD'ye üyelik işlemlerinizi, Şube Yönetim Kurulu Üyeleriyle, Şube sekreterimiz Emel Şen Kaynak ile iletişime geçerek, TPD İstanbul Şubesi eğitimlerinde, Ulusal Psikiyatri Kongresi'nde ya da Klinik Eğitim Sempozyumu'nda TPD Standı'nda yapabilirsiniz .

 

 

* Aidat ödemelerinizi www.psikiyatri.org.tr adresinden online olarak gerçekleştirebilirsiniz.

 

 

Dr. Alişan Burak Yaşar

 

TPD İstanbul Şubesi YK adına

 

Şube Bilimsel Toplantı Sekreteri

 

 

 

 

 

Toplantı Özetleri:

 

Duygudurum dengeleyicileri kullanmanın incelikleri, yan etkiler:

 

Bipolar bozukluk neredeyse çoğu vakada ömür boyu süren ve ömür boyu tedavi gerektiren bir psikiyatrik tablodur. Hastalarda tedavi uyumu ve kullanılan koruma tedavisi ilaçlarının yan etkilerinin kontrol altında tutulması uzun dönemli tedavide en çok dikkat edilmesi gereken durumların başında gelir. Bu nedenle duygudurum dengeleyicilerinin hem sık görülen yan etkileri hem de daha nadir görülen ciddi yan etkilerini hatırda tutmak ve yönetmek bipolar bozukluk koruma tedavisinde oldukça önemlidir. Yan etkilerin iyi yönetilmesi ilaç uyumunu da arttırır. Örneğin en çok kullanılan lityumun, kısa dönemde tiroid işlevlerini baskılayıcı etkisi, eğer ilaç yanıtı iyiyse yakından takiple(3 ayda bir), ve tiroid replasmanı ile tedaviye devam edilmelidir. Lityumun aritmi yapabilceği vakalar, psödotümör serebri, kognitif yavaşlama gibi yan etkileri, haloperidol ile birlikte kullanımında ortaya çıkabilecek nörotoksisite de daha ciddi yan etkiler de dikkatle ele alınmalı, ilke önce toksik dozda ilaç düzeyini önleme, ve ilaç yanıtını değerlendirerek sonraki basamaklara geçme(ilaç kesimi ya da devamı) düşünülmelidir. Lityumun uzun süreli ve özellikle terapotik dozun üst sınırlarında kan düzeyi ile izleminin böbrek işlevlerini olumsuz etkilediği akılda tutulmalı, kreatin klerensi, GFR takibi yapılmalıdır. Diğer duygudurum dengeleyicilerinden valproik asitle ileri yaşta ekstrapiramidal sistem belirtileri, kan tablosu üzerine olumsuz etkiler, trombositopeni, pankreatit, amonyak artışı, polikistik over ve ilaç etkileşimleri, karbamezepin ile özellikle beyaz küre üzerine olumsuz etkiler, nötropeni, hepatotoksisite gibi yan etkiler önemlidir.

 

Bipolar bozuklukta koruma tedavileri ya da idame tedavisi:

Sağaltıma yanıt bağlamında değerlendirildiğinde, ikiuçlu bozuklukların psikiyatrinin en yüz güldürücü sonuçlarının alındığı hastalık tablolarından biri olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle ikiuçlu bozukluk hem kesitsel hem de uzunlamasına değerlendirmede en iyi sonuçların alındığı tanı sınıfı olduğu için de Goodwin’in tanımlamasıyla filonun ‘amiral gemisi’ haline gelmiştir. Sürdürüm (idame) evresi hastanın belirtilerinin baskılandığı, gerilediği ya da kaybolduğu evreyi kapsar. Hastalık düzelme (remission) halindedir ama henüz iyileşme (recovery) gerçekleşmemiştir. Belirtilerin kontrol altına alınmış ama  fizyopatolojik süreç tamamlanmamıştır. Bu evrede en önemli risk, belirtilerin düzeldiğini düşünen hekim ya da hastanın ilaçları kesmesidir ki, bu depreşme (relaps) ile sonuçlanacaktır. Sürdürüm evresinin hedefi belirtilerin alevlenmesinin önlenmesi olduğu için, bu dönemi kısa süreli koruma dönemi olarak adlandırmak da mümkündür. Daha uzun süreli korumada ise hedef, yeni hastalık dönemlerinden hastayı korumak yinelemeleri (recurrence) önlemektir.  Bu dönemde kullanılan İngilizce mood stabilizer olarak bilinen ilaç grubu için tam karşılığı olan duygudurum bastırıcılar ya da zaman zaman klinisyenler tarafından tercih edilen duygudurum düzenleyiciler terimleri yerine duygudurum dengeleyici kalıbının seçilmesi, bu ilaçların aslında sözcüğün anlamındaki gibi bir dengelemeyi hedefliyor olmasıdır. Genellikle tüm sağaltım kılavuzlarında, en az iki hastalık dönemi sonrası koruyucu sağaltıma başlanması önerilmekteyse de, ilk hastalık dönemi çok şiddetli veya psikotik özellikli olduğunda ya da, bazen ilk mani döneminden sonra da, özellikle aile yükü olan hastalarda, uzun süreli koruyucu sağaltıma başlanılması önerilmektedir. Öte yandan tam bir koruma, yani %100 etki, ancak küçük bir grup hastada olasıdır. Hastaların daha büyük bir bölümünde görülen kısmi koruma ise bu evrenin en büyük çeldiricisi olarak klinisyenleri meşgul etmektedir; çünkü, bazen ilaca karşın hafif geçirilen hastalık dönemleri ile izleme mümkün olabilirken, bazen birkaç ilaç değişimi ya da bunların çeşitli kombinasyonları bile yeterince koruyucu olamamaktadır. Hastalığın tamamen kaybolması söz konusu değildir ve tedavi uyumsuzluğu çok fazladır; bu nedenle ilaçların nasıl yönetildiği de son derecede önemlidir.

 

 

  

 

 

 

 

Özgeçmişler:

 

Prof. Dr. Sibel Çakır

 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Tıpta uzmanlık eğitimini İstanbulÜniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda 2003 yılında tamamlamıştır. 2004 yılında A.B.D’nde, University of Texas Health Science Center, San Antonio’da  psikotik bozukluklar alanında research fellow olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda 2005-2011yılları arasında uzmandoktor, 2011-2017 arasında doçent doktor olarak görev yapmıştır. Mart 2017 yılında profesör ünvanı alan Dr. Sibel Çakır İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı; Duygudurum Bozuklukları ve Geriatrik Psikiyatri Poliklinikleri ve yataklı serviste sorumlu öğretim üyesi olarak görevine devam etmektedir. İlgi alanları Duygudurum Bozuklukları, Nöropsikiyatri ve Geriyatrik Psikiyatri’dir. Şizofreni, bipolar bozukluk ve yaşlılık çağı psikiyatrik bozuklukları ile ilgili çok sayıda yerli ve yabancı yayını bulunmaktadır. Bipolar Yaşam Derneği, Bipolar Bozukluklar Derneği kurucu ve yönetim kurulu üyesidir. Türkiye Psikiyatri Derneği, Duygudurum Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi koordinatörü ve Türkiye Alzheimer Derneği üyesidir. 

 

 

Prof Dr Timuçin Oral

 

1984 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra,  1990 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde uzman, 1995 yılında Doçent olmuş, 2003 yılında aynı hastanenin Raşit Tahsin Duygudurum Merkezini kurmuş, 2005-2008 yılları arasında klinik şefi olarak çalışmıştır. Emekli olduğu 2009 yılına kadar Raşit Tahsin Duygudurum Merkezi sorumluluğunu yürütmüştür. Daha önce YeditepeÜniversitesi Tıp ve Dişhekimliği Fakültelerinde, emeklilik sonrası da İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümünde Lisans ve Yüksek Lisans, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünde de Doktora dersleri vermiş, 2013 yılında profesör ünvanı almıştır. Bipolar Bozukluklar Derneği Yönetim Kurulu üyeliği ve Uluslararası Bipolar Bozukluklar Derneği (ISBD) Avrupa temsilciliği yapmış, İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu üyeliği, kurucu üyelerinden olduğu Türkiye Psikiyatri Derneğinde Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Denetim Kurulu üyeliği, İstanbul Şube Başkanlığı, Çalışma Birimleri Koordinatörlüğü, Yeterlik Yürütme Kurulu Üyeliği, Bilimsel Toplantılar Düzenleme Kurulu Başkanlığı, Psikiyatride Güncel Dergisi yayın yönetmenliği yapmış olup halen TPD Genel Başkanıdır.  Yüzün üzerinde makalesi, kitap bölümleri, editörlüğü ve eş yazarı olduğu bir de telif kitabı vardır. 

 

 

Monday the 22nd. Türkiye Psikiyatri Derneği İstanbul Şubesi Resmi Web Sayfası - Joomla Templates